Salgın

4/17/2015 3:38 PM

Erkut TEZERDİ
erkut_tezerdi@hotmail.com

Britanyalı korku-gerilim yazarı David Moody, Salgın romanı ile toplumsal düzenin nasıl bir anda çökebileceğini, şiddet ekerek, kaos biçerek anlatıyor.

Bir sabah uyandığınızda markete gidiyorsunuz. Ekmek, süt, yumurta gibi temel gıdaları almak için sırayla reyonlara yöneliyorsunuz. Tedirgin bakışlar üzerinizde ve siz buna anlam veremiyorsunuz. Ardından da hiç tanımadığınız adamın biri çıldırıp markette yakaladığı birinin kafasını yumrukluyor. Kola dolabının kenarına sıkıştırdığı adamın suratını duvara sürterek adeta kıvılcım çıkarıyor. Bu da yetmiyor. Kendisini durdurmak isteyenleri bir güzel pataklıyor. Kan fışkırmış veya birileri sakat kalmış, hiç de umurunda değil! Umurunda olan bir şey varsa o da etrafındakilerin ölmesi! Sanki nefretin vanası sonuna kadar açmış da millet çıldırmış gibi… Kimin kime neden saldırdığı belirsiz. O hengame içerisinde canını kurtarmak isteyenler oluyor ama ne fayda! Salgın kitabının yazarı David Moody işte bu ilginçliği anlatıyor. Romanın odak noktasına da 3 çocuklu McCoyne ailesini yerleştiriyor. İnsanların sapıttığını, hatta kudurduğunu düşünün. Ne yapardınız? Bu bir salgın!

SIRADAN BİR HAYAT NASIL TEPETAKLAK OLUR?
Danny McCoyne belediye meclisinin park cezası işlemleri bölümünde çalışıyor. İşini hiç sevmiyor. Keza ofis arkadaşlarını de öyle. Müdürü Tina’dan da öldüresiye nefret ediyor. Karısı Lizzie ile erken yaşlarda yaptıklarına inandığı 3 çocuğu var. Adları: Edwad, Ellis ve Josh. Ailece eski bir apartman dairesinde yaşıyorlar. Evleri çok küçük. Komşularından bihaberler. En büyük eğlenceleri televizyon. Danny McCoyne hafta içi her gün işine gidip-evine geri dönüyor. Sıradanlığın en dibinde yaşıyor. Ayrıca karısı Lizzie de geçimlerini sağlayabilmek için yeni bir işe girmiş ve Lizzie’nin babası da ailenin geçimine yardımcı oluyor. Üç çocuk büyütmenin kolay olmadığını öğrenirken bu sıradanlık çok büyük bir hışımla bozuluyor. McCoyne çifti Cuma akşamı gittikleri bir barda gitaristin delirerek,  grup elemanlarına saldırdığını görüyor. Oradan hemen uzaklaşıyorlar ama bu şiddet salgını gün geçtikçe artıyor. Televizyonlarda  cinnet geçiren insanlardan başka haber kalmayınca aile  kenetleniyor.

1.5 HAFTALIK ZAMAN DİLİMİNDE YAŞANIYOR!
Kitapta çok sayıda saldırı biçimi var. Karısını öldürenler, durduk yerde birilerini mağaza vitrinlerine fırlatıp yere düşünce karnına şemsiye saplayanlar… Düşünsenize doktorlar delirip, hastalarını neşterle kovalıyor! Ya da anesteziye yatacak olan hasta eline steteskopu geçirdiği gibi doktorunun boynuna dolayıp boğmak istiyor! Ne kadar sevgi dolu değil mi? Polisler halka silah doğrultup şarjörü deliler gibi boşaltıyor. Salgın kitabı kesinlikle rahatsız edici bir roman. Anlatılanlar hiç de normal değil! Ama nefreti ve yabancılaşmayı farklı bir açıdan gösterebilen başarılı bir eser. Kitaptaki olaylar perşembe günü başlıyor, ertesi hafta pazar gününe kadar birincil ağızdan devam ediyor ve de romanın gerisinin geleceği belirtiliyor. Bu aralar sıra dışı bir roman okumak istiyorsanız, kesinlikle tavsiye edilir. 

 

Yorum Yaz

Yorum yazmak için lütfen giriş yapın

Yorumunuz alınmıştır. İlginiz için teşekkür ederiz.
Hukuki sorumluluklarımız gereği yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.



Öğrenmek istediğiniz her konu ile ilgili sorularınızı paylaşın. Başkalarının öğrenmek istediği konularda bilginiz varsa soruları cevaplayın.
MEVCUT AÇIK SORULARI CEVAPLA
Bilgini paylaş, diğerlerine yardımcı ol, en doğru cevabı ver, puan kazan.
CEVAPLANMIŞ SORULARI İNCELE
Mevcut sorulara verilmiş en doğru cevapları incele, bilgi sahibi ol.