İnternette daha fazla trole gerek yok

5/13/2014 12:30 PM

Abdullah YILDIRIM
abdullahyildirim@hurriyet.com.tr

İnternet aleminin meşhur trollerinden ‘ortamvirusu’, yani Boğaziçi Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü öğrencisi Can Güney Kuseyri, Türkiye’de trollüğün artık miadını doldurduğunu söylüyor.

Ekşi Sözlük’te yazdıklarıyla bir dönemin sosyal medya gündemini belirleyen ‘trol’ emeklisi Can Güney Kuseyri ile ‘Türkiye’de trollük meselesi’ni konuştuk. Takipçileri, onu ekşisözlük.com’da kullandığı ‘ortamvirusu’ nickiyle, ‘Contorium’, ‘Bilecik diye bir yerin aslında olmaması’, ‘Lisedeki herkesi tanıyan hafif kilolu merve’, ‘Ödül alması garanti olan bağımsız film konuları’, ‘Kişisel gelişime tapan düşük maaşlı plaza çalışanı’ ve ‘Erasmus’a gidince facebook’ta yapılması gerekenler’ gibi Ekşi’de meşhur olmuş bazı yazı başlıklarından tanıyor. Açıkcası trollüğün trollük olduğu zamanlarda kaliteli işler yapmış biri diyebiliriz. 

2002’de, 15 yaşındayken başlamış Ekşi’de yazmaya. Başlarda o da normal zekânın ürünü şeyler yazarken itiraz ettiği, karşı çıktığı, “Hayır abicim bak şimdi!” dediği konuların nasıl daha çok dikkat çekeceğini keşfetmiş. Yazılarında genelde ironik, sarkastik bir dil kullanmaya başlamış. İlk olarak 2007 yılında, Türkiye’nin maden zenginliği hakkında türetilmiş komplo teorilerini ve internetteki bilgi kirliliğini eleştirmek için ‘Contorium’u yazmış. 2011’de de Contorium’a bir video hazırlayıp Youtube’a yüklüyor ve iş patlıyor. Sosyal medya, internet haber siteleri ve bazı ulusal gazetelere haber oluyor Can Güney Kuseyri. Tamamen uydurma bilgilerle hazırlanan videoya göre Contorium, dünyada yalnızca İstanbul Boğazı’nın derinliklerinde bulunan 23 trilyon dolar değerinde, Amerika emperyalizminin çıkarılmasına izin vermediği bir element. Contorium’un mucidi anlatıyor: 

'BENİM UYDURMAM'
“Contorium, en basit tabirle olmayan bir madenin viral reklamı. Tamamen benim uydurduğum bir kelime. Ben Contorium’u, internetteki bilgi kirliliğini ortaya çıkarmak, komplo teorilerinin bir kısmıyla dalga geçmek ve kendisine sunulanı sırf işine geldiği için araştırmadan inanan zihniyeti eleştirmek için yazdım. Ben bunu ilk olarak 2007’de yazdım Ekşi’de. Sonra bu benden bağımsız bir şekilde forward maillerle veya başka şeylerle yayılmaya başlayınca, dedim ben bununla ilgili bir de video hazırlayayım. Asıl patlama da 2011’de videoyu hazırladıktan sonra oldu. 2011’de Twitter vardı Facebook çok yaygındı ve Ekşi’nin haricinde bi sürü sözlük vardı. Uludağ, İTÜ, İnci vs. Ve contorium doğal olarak 2007’deki etkisinden çok daha popüler bir hale geldi. Contorium birbirinden bütünüyle bağımsız, tutarsız ve okuma yazma bilen herkesin bir kaç dakika içerisinde çürütebileceği bilgilerden ibaret olan bir parodi. Tek başına bir komplo teorisine sahip alt yapısı yoktu. Buna rağmen contorium sayesinde internette korkunç bir bilgi kirliliğinin olduğu ortaya çıktı. Contorium’a inanan mühendislerin doktorların öğretmenlerin olması bize verilen eğitimin niteliğini sorgulamamızı sağladı. İnanmak istediğimiz şeyler bilimsel açıklamalarla çürütülse bile onlara inanmaya devam ediyoruz. Çalışmak, okumak, araştırmak yerine, çalışmadan zengin edecek derinlerde gömülü definelerin peşine düşüyoruz. Bu açıdan ben Contorium’un faydalı trollük olduğunu düşünüyorum.

KONTROLDEN ÇIKTI
Contorium kelimesini ben uydurdum. ‘Con’ bilgisayarda klasör açılamayan tek başlık. Con ile Torium’u birleştirdim, Contorium oldu. İsim hakkını da satın almadım. Ki şu anda ‘Contorium AVM’ diye bir yer açıldı, ayrıca ‘Contorium’ adında koşan bir yarış atı da var. Türkiye’deki bazı kimyagerlerin bile komplo teorileri karşısında aldıkları kimya eğitimini unutabildiklerini gördük bu hadiseyle. Kimyagerlerin takıldığı forumlarda bu konunun ciddi ciddi tartışıldığını gördüm. Bana bir sürü mail geldi bu gibi kişilerden. Hatta bana bir üniversitenin kimya öğrencisinden mail geldi, “Contorium’u gizlemek için bize kimya yanlış mı öğretildi?” diye. Bir süre sonra Contorium şuna dönüştü: Aslında contorium diye bir şey var ama bunun üstünü kapatmak için dalga geçiyorlar. Ve ben anladım ki Contorium benim kontrolümden çıkmış durumda. Çok tuhaf mailler geldi. Hâlâ da geliyor. 

DEJENERE OLMUŞ ZEKÂNIN ÜRÜNÜ
Ben Eşki’ye ilk başladığım yıllarda sosyal medya ne şimdiki gibi güçlüydü, ne de trollük kavramı tam olarak oturmuştu. Yani yazdığımız şey ironi midir, trollük müdür tam olarak nedir farkında değildik. Türkiye’de trollük kavramı 2010’dan sonra konuşulmaya başlandı. Trollük aslında internet kadar eski bir şey ama Türkiye’de modaya dönüşmesi, her yerde mantar gibi çıkmaya başlaması, 2010’dan sonra oldu. Ondan önce de troller vardı ama daha kalitelilerdi. Şimdi trollük dejenere oldu basitleşti. Ki trollük dejenere olmuş bir zekanın ürünüdür. İnsanın zekasının gerçek bir şeyler üretmek yerine var olanı çarpıtmak veya doğrudan hayali bir şey uydurarak insanları etkilemek dejenere bir zeka ürünüdür. Normalde üretken bir zeka sıfırdan bir şeyler üretir. Var olanı çarpıtarak ilgi toplamaya, onay almaya ihtiyaç duymaz. Ama günümüzde tüm kavram ve değerler, dejenere olduğu için insanların üretkenlikleri de bu şekilde ortaya çıktı. Artık bir insanın yaratıcı olup olmadığı sıfırdan ürettiği şeylerle değil var olan şeyleri ne kadar iyi şekilde çarpıtabildiği veya ironik, sarkastik bi dille onlarla vuruşabildiğine bakarak değerlendiriliyor. Ben şu an emekli trolüm. 2011’den bu yana trolllük yuapmıyorum. Eş dost arasında şakasına yaptıklarımız hariç. 

Bilecik aslında yok mu?
“İlk başlarda yaptıklarım trollük olduğunu bilmiyordum. Var olanın olmadığını iddia etmek ya da olmayan bir şeyin var olduğunu iddia etmek, veyahut da insanları tartışmaya, düşünmeye sevk etmek için komik, aslında hiç katılmadığım saçma sapan bir argümanla ortalığı kışkırtmak hoşuma gidiyordu. Contorium’un dışında ilgi gören diğer trolüm, ‘Bilecik diye bir yerin aslında olmaması’ hikayesi. Tarihle ilgili bir insanım. Osmanlı Bilecik’te kuruldu. Ve ben Osmanlı’nın kurulduğu yeri görmek için Bilecik’e gitmeye karar verdim. Bir yandan da çevremdeki insanlara söylüyorum, “Ben Bilecik’e gideceğim” diye. Kimsenin Bilecik’le ilgili bir şey bilmediğini gördüm. Bilecik’in nerede olduğu, tarihi, önemi... O ara bir otobüs firmasına gittim ve çok büyük bir tesadüfle karşılaştım. Duvarda bir ilan asılı, üstünde de şu yazıyor: “Bilecik’i ‘es’ geçiyoruz. İstanbul Eskişehir arası artık 4.5 saat.” Gülmeye başladım. Ve tabii üzüldüm. Düşündüm, ‘Bilecik neden tanınmıyor işte şöyle önemli şehir, böyle tarihi şehir diye bir metin yazsam kaç kere paylaşılır, kaç kişi okur?’ diye. Onun yerine ‘Bilecik diye bir yerin aslında olmaması’ diye bir başlık açtım ve “Bilecik diye bir yer aslında yok mu?” sorusu üzerinden çeşitli argümanlar sunan bir yazı yayınladım.

Çok büyük cahillik
Komik bi yazı oldu. Bunu Bilecik’te yerel haber siteleri paylaşınca Bilecik’teki halk ciddi tepki gösterdi. Bazı Bilecikliler bunun bir trolleme olduğunu fark etmeyip, haberin altına “Bu çok büyük bir cahillik, Bilecik nasıl olmaz” gibi şeyler yazdılar. “Aç haritaya bak dostum” diyen tepki yorumlarından tutun, mailime “Bilecik yoksa bunlar nerede çekildi?” notuyla Bilecik’te çekilmiş fotoğraflarını gönderen insanlar oldu. Olay popülerleşti, Ekşi’de bir anda Bilecik geyiği patladı. Twitter’da TT (trend topic) oldu. Bilecik’le ilgili olarak mizah dünyasında sadece Umut Sarıkaya’nın bir karikatürü vardı. Ben Bilecik entry’sini yazdıktan sonra diğer siteler vs. Bilecik mizahı yapmaya başladı zincirleme bir şekilde. Zaytung Bilecik’le ilgili bir kaç haber yaptı. İnci sözlükçüler capsler yapmaya başladı. Bilecik’le ilgili bilgilerinin bu yazıdan sonra arttığını söyledi arkadaşlarım. Bu da bana göre faydalı bir trollük oldu. Bunu Google’da ‘Bilecik’ aramalarında 2011 öncesine ve sonrasına bakarak görebilirsiniz.

Kimliğimi saklamadım
“Günümüzde trollerin birçoğu internette yarattıkları kimliklerinin arkasına saklanan insanlar. Ben bunu yapmadım. Bir şeyin trollük olması için o konuyu başlatan kişinin yazdığı şeye inanmıyor olması gerekir. Yani inanmadığı şeylerle toplumu kışkırtmaya çalışmasıdır. İyi trol insanları düşünmeye, sorgulamaya sevk eder. Salt ilgi peşinde koşan günümüz trollerinin çoğunluğunun iyi bir psikolojiye sahip olduklarını düşünmüyorum. Troller genellikle başkalarını kontrol ederek kendilerini güçlü hissediyorlar. Temel motivasyonları bu. Mesela sahte ölüm haberleri yaymak, bkz. Münir Özkul. Bunun adı trollük değil, amaçsız bir şekilde yalan bilgilerle gündemi değiştirmektir. Ben emekli bir trol olarak kimseye bu işi tavsiye etmiyorum. İnternette yeterince yanlış bilgi var. Bunların temizlenmesi bile yıllar alır. Daha fazla trollükle interneti bulandırmanın gereği yok” 
 

 

 

Yorum Yaz

Yorum yazmak için lütfen giriş yapın

Yorumunuz alınmıştır. İlginiz için teşekkür ederiz.
Hukuki sorumluluklarımız gereği yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.



Öğrenmek istediğiniz her konu ile ilgili sorularınızı paylaşın. Başkalarının öğrenmek istediği konularda bilginiz varsa soruları cevaplayın.
MEVCUT AÇIK SORULARI CEVAPLA
Bilgini paylaş, diğerlerine yardımcı ol, en doğru cevabı ver, puan kazan.
CEVAPLANMIŞ SORULARI İNCELE
Mevcut sorulara verilmiş en doğru cevapları incele, bilgi sahibi ol.